KAYIP
Zamanın hain sarmalında çok şey yitirdik,
asla kendi yaşamlarımızın sahibi olamadık.
Bizim adımıza önce tanrı sonrada şartlar
karar verdi nasıl yaşayacağımıza ve
ıskaladık yaşama dair birçok şeyi en çok da
SENİ.....
Zamanın hain sarmalında çok şey yitirdik,
asla kendi yaşamlarımızın sahibi olamadık.
Bizim adımıza önce tanrı sonrada şartlar
karar verdi nasıl yaşayacağımıza ve
ıskaladık yaşama dair birçok şeyi en çok da
SENİ.....
İçimden biri düştü, tamda bugün
Öylece gitti…
Ardında dört yıla dair ne varsa aldı
Gitti…dönmemecesine
yüreğime düşmüş bütün izlerden, anılardan
ayrılarak gitti.
Git yolun, bahtın, umutların her daim açık olsun…
Serencamı belli olmayan yolların seyyahıydık.
Geçtik; sarp, derin, ırak ruh hallerinden
Kendini arama adına yapılan bu seyrü seferde,
epey tanımlar türettik: cisim, hacim, yerçekimi.....
Dünü irdelerken, yarınla cebelleşirken. Nerde olduğumuzu unuttuk.
Dünle yarın arasında heba edilmiş bir ömür. Bir nevi araf
yaşadığım, yaşadıklarımız.
Gezinirken bu karmaşık akıl haritasında
Anlarsın mefta olduğunu, bugünü ıskaladığını
Geriye kalan kırıklıklar, en çok da hayal olanlar.....
Kısa zamanda başlanmış, tanınmış, epey kısaltılmış;
etkisi uzun sürmüş bir başlangıçtı bizimkisi.
Karşılaşmanın ilkinde, ki ilkteydi bütün etkileniş.
Dört saate sıkıştırılmış, sorularla desteklenmiş
tanıma faslıydı bizimkisi.
İlk ve en büyük etki gizemdi, tecrübelerimdi bunları bana söyleten.
Hülyalı bakışların , ruhtaki derinliğin, hüznün, hayal kırıklıklarının
yansımasıydı, melankolik yüzün.
En içsiz ezgide bile bu kadar derine dalmanın nedenleri olmalıydı kendimce.
İşte bendeki ilk etki nihayet derin bir ruh.
Dört saate sığdırılmış sorular, içindeki çocuğu tanımayı, böyle bir yüzün
oluşmasında ki nedenleri, ruhtaki derinliği ölçen kendimce sorular.
Biliyordum dört saatin bir insanı tanımaya yetmeyeceğini ama,
Almıştık çoğu şeyi yaşımız başımız dahil.
Kaybedecek zaman yoktu o an için doğruya en yakın insan sendin.
Sordukça anladın ne yapmaya çalıştığımı; aslında ben böyleyim,
yapım böyle, derinlik yok, ruhumda öyle
dediğin gibi büyük fırtınalar kopmuyor...
Ne hissettiğimi bilmeden kalktım, sen şaşırdın
Seni olduğun gibi değiştirip dönüştürmeden kabul ederdim ama
vakit kaybından, insanlara yüklediğim anlamlardan,
beklentilerimden sıkılmıştım artık ve yine doğru insan ???
Kime göre doğru değerlerime ilkelerime felsefeme göre
Zıtların birliği dedin, daha önce denedim. Kısaca aradığım ruh ikizim
Kısaydı hem de çok KISA….
Baharı müjdeliyor, küresel ısınmaya inat
güneş ışınları.
Tüm ihtişamıyla geliyor, üstümüze üstümüze
salıyor ışıklarını yeni umutlar için.
Yakıcılığıyla burdayım diyor,
yürek yangınlarına alternatif sıcaklar.
Doğa mucizeliğiyle yeniliyor kendini...
yeniden yeniden çoğalıyor, doğuruyor kendini
arınıyor geçmişin, insanların kirli izlerinden.
Size inat burdayım asla olamayacağınız şekilde burdayım diyor.
Kendi sığlığımdan, insanların yeknesaklığından; gıptayla bakıyorum
bahara, doğanın mucizeliğine.
Bu bahar diyorum kendini yenilemeye, üretmeye, aşmaya kendini
gebe olsun, bu bahar yeni umutlara hayallere
Son olsun bu bahar "olmayacağını bildiğim halde" kendini tamamlamaya...
Tarihe inat, günlerden bugün
benim günüm diyorum.
Yorgun dimağımın dehlizlerinde gezinirken
anılarıma, biriktirdiklerime rastlıyorum.
Zaman tünelinden geçtikçe;
sonuna geldiğini düşündüğün, herşeyin bittiği anlarda
onlara ne çok sığındığını hatırlıyorsun.
Anıların yaşamda nekadar
vazgeçilmez olduğunu anlıyorsun.
Belkide hala yaşamakta
bu kadar diretmemizin nedeni anılar biriktirmektir. Kim bilir?
Açarken gözlerimi yaşama nerdeydim, şimdi nerdeyim? Neresindeyiz yaşamın?
Acıların tüm tortusuna, yoğunluğuna;
yaşamın tüm hayalkırıklıklarına,
yarım kalmışlıklarına,
yaşanmamışlıklarına rağmen yaşamak dürtüsü..
Yaşamımın toplamından elde kalanlar var diyorum, diyebiliyorum.
Herşeyin ortalama insan üzerine kurulu olduğu
DÜNYADA
ortalama olmadığını bilmek tüm mütevaziliğinle
Nihayetinde egonun tatmini...
Asla anlayamayacağın şekilde, neden geldiğini bilmeden doğuyorsun
Kendilerine göre şekillendiriyor herkes seni
Herkesin genel doğrularına göre büyüyorsun
Geldiğinde yaşının soyut evresine
Kendi doğrularını belirliyorsun
Birçok çatışmadan, ruhsal fırtınadan geçiyorsun
Manalar arıyorsun, kendine ait manalar
Var olanların üstüne, yeni varoluşlar üretiyorsun
Tükenmek bilmeyen üretme kaygısı sonra
Evrende öylesine bir varlık olmak istemiyorsun
Varolan yaşam felsefelerinden, kendine ait bir felsefe oluşturuyorsun
Düşündükçe daha da yalnızlaşıyorsun
Melankolik, nihilist bir ruh
Aynı oranda da çelişkili
Vazgeçtiklerin kadar vazgeçemediklerin
Okunacak birsürü yeni kitap, tanınacak yeni dünyalar
ruhu sonsuzluğa taşıyan mükemmel ezgiler
gezilecek, görülecek tapınılacak düzeyde olan doğa harikaları
sevdiklerin tabiyki yiyenlerin
Yani seni yaşama bağlayan tüm nitelikler
Anlamıyorsun sonra, ruhun nasıl böyle birçok çelişki üzerine
kurulu olduğunu
Nasıl dengeliyor kendini anlamıyorsun
Nasıl kapanır bu yaralar çelişkiler hiç bilmiyorum....
Oturmuşum yine hüznün terkisine
Gece dipsiz, amansız, alabildiğine uzun
Ruhun kendisiyle ilgili amansız tartışmaları
Girdaplar, anaforlar, melankoliler
Tatmin olunmayan birsürü cevap
Yine sorular, yeni sorular beynimi kemirenler ve asılsız cevaplar
Mütemadiyen arayış, içindeki sesin hep haykırışı
Derin boşluk
Akla gelen bütün anlamlara rağmen
Yaşama bağlayan bütün nedenlere rağmen
Yine de kapanmayan derin, dipsiz hiçlik duygusu
Aidiyet, kimlik ve varoluş nerelerdesiniz?
Çok baktım içime, ruhuma ama;
YOKSUNUZ, YOKTUNUZ belki de HİÇ OLMAYACAKSINIZ...
Sonsuz evrende yer alan
bu minik coğrafyaya,
hayalleri sığdırmak bile zor.
Hep kendine kalıyorsun.
Yetmiyor bir yürekte oturmak,
sevgiliye sarılmak...
Hayal kırıklıkları bile yetmiyor,
kar kalıyor avuntuların borç veremiyorsun.
Oksijen
TÜKETİYORUZ(herşeyi tükettiğimiz gibi)
bu da yetmiyor yaşadığımızı anlamaya...
Ah! yaşamak hakkettiğince yaşamak...
Yeniden, en başından, tekrara düşmeden
YAŞAYABİLMEK....